Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

 

LİNKLER

FENERBAHÇE

GALATASARAY

BEŞİKTAŞ

GOAL.COM

FİFA OYUN KURALLARI

OSMANLI WEB SİTESİ (TARİHİ SEVENLERE)

BİLİM VE TEKNİK

MATEMATİKÇİ ONLİNE

KİŞİSEL SİTELER

İBRAHİM TOL

ARAMA MOTORLARI

YAHOO

ALTA VİSTA

ARABUL

NETBUL

BEDAVA   WEB ALANI

FREESERVERS

GEOCİTİES

 

 

MOĞOLLAR’IN TÜRK TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

 

1) Cengiz Han ve Büyük Moğol Devleti’nin kuruluşu ve yayılması: 

Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz Han’dır. Moğollar’ın kıyat soyundan gelen ve asıl adı Temuçin olan Cengiz sıkı bir disiplin altında güçlendirdiği orduları ile önce komşu boyları hakimiyeti altına aldı. Toplanan kurultayda Kaan ilan edildikten sonra (1206) Tibetli Tangutları yenerek Kuzey Çin ovalarına kadar yayıldılar. Daha sonra batıya yönelerek Harzemşah devletini ortadan kaldırdılar. Cengiz Han’ın başta bulunduğu  sırada , Moğollar Çin’den Harzem’e ve Kırım’a kadar bütün ülkeleri yönetimleri altına aldılar. Cengiz Han’ın ölümünden sonra (1227) Moğol imparatorluğu Kubilay Hanlığı, Altın Orda Devleti, Çağatay Devleti ve İlhanlı Devleti olmak üzere dörde ayrıldı. Bu dönemde de Moğol yayılmacılığı giderek artan ölçüde devam ederek 13. yüzyılın ortalarında Anadolu’dan Karpat’lara kadar genişledi. Buralarda nufüs çoğunluğunu Türklerin meydana getirdiği  devletler oluşturuyordu. Bu devletler, Moğol istilası karşısında ortadan kalktılar. Bu ülkelerde bulunan büyük şehirlerin çoğu Moğollar tarafından yakılıp yıkıldı. Halkın bir kısmı öldürüldü, bir kısmı sürüldü. Nüfusu yoğun bölgeler ıssızlaştı. Sanat eserleri yağma edildi. Onbinlerce değerli kitabın bulunduğu kütüphaneler ateşe verildi. Bu bakımdan, Moğol istilasının Türk devletleri ve toplulukları üzerinde son derece olumsuz etkileri oldu.

 

2) Cengiz Yasaları: 

Moğol İmparatorluğunun askeri örgütlenmesinin ve huhuksal işlerini düzenleyen kanunlar “Cengiz Yasası” olarak bilinir. Bu yasaların tamamı Cengiz Han tarafından konulmamış, önceki nesillerden gelen Moğol töreleri, onun yaptığı bazı eklerle bir 33 kitaptan oluşan bir bütün haline getirilmiştir. Cengiz Han, yetki verdiği oğullarından Çağatay’ı Yasa’nın yürütme erkiyle görevlendirmiştir.  Cengiz Yasaları, kendisinden sonra gelen hükümdarlar döneminde, ve kendileri ve devletleri Türkleşip, İslamlaştıktan sonra bile dini kurallardan üstün tutularak uygulanmıştır.  

 

3) Moğolların kökeni ve Türklerle ilişkileri:

Moğollar,  Cengiz imparatorluğundan önceki dönemde Mançurya steplerinde ve Baykal Gölü etrafında göçebe kabileler halinde yaşayan topluluklardı.  Ayni coğrafyada yaşayan Türk toplulukları ile olan uzun bir geçmişe dayalı ilişkileri ve her iki toplumun da ayni tür atlı göçebe kültürüne sahip olmaları nedeniyle Türkler ve Moğollar arasında kültürel ve sosyal benzerlikler bulunmaktadır. Ancak, her iki ırkın fiziksel görünüşleri ve dilleri birbirinden tamamen farklıdır.  Moğollar, Cengiz Han ve oğulları döneminde, genellikle Türklerin yoğun olarak yaşadığı Orta ve Batı Asya’ya  (Türkistan ve Altın Orda Devletinin bulunduğu bölge) doğru yayılmaları esnasında Türkler ile derin bir etkileşim içine girmişlerdir. Bunun  sonucunda zamanla Türk kültürünün etkisi altına girerek  Türkleştiler ve İslamlaştılar. Devlet  yönetimini eski Türk devletlerinin uyguladıkları ilkelere göre düzenlediler. Uygur yazısını kabul ettiler ve zamanla  Türkçe konuşur hale geldiler. Böylece Türk-Moğol Devleti karakteri kazandılar. Moğollar göçebeliği bırakıp yerleşik hayata geçtikçe diğer yörelerde de ayni akibete uğrayarak kendi kimliklerinden uzaklaştılar, buralardaki Türklerin ve diğer milletlerin (örneğin, Çinliler, İranlılar, Ruslar) içinde eridiler.

 

4) Moğolların parçalanışı ve yok oluşu:

Cengiz Han ölmeden önce, oğlu Ögedey’in kendi yerine geçmesini, küçük oğlu Tuluy’un ise ordu yönetimini üstlenmesini vasiyet etmiştir. Ölümünden sonra, Ögedey “Büyük Han” kabul edilmekle birlikte Moğol İmparatorluğu pratik olarak dört oğlu arasında paylaşılmıştır.  Cengiz Han’ın büyük oğlu Cuci, babasının sağlığında öldüğü için, onun payını Cuci’nin oğlu Batu alarak Karadeniz’in kuzeybatısında, bugunkü Ukrayna ve Rusya toprakları içinde kalan ve Kafkaslara kadar uzanan bölgede 1227 de Altın Orda Devletini kurdu  Han buraları ele geçirerek Büyük Hana’a bağlı İlhanlı Devletini kurdu (bakınız Harita 1).  İkinci oğlu Çağatay, kendi adıyla anılan  bugünkü Türkmenistan Devletinin ve Doğu Türkistan’ın bulunduğu bölgede  Çağatay Hanlığı’nı kurdu. Üçüncü oğlu Ögedey Moğolistan’ın batı kesimini, dördüncü oğlu Toluy ise doğu kesimini aldı. Bu dönemde imparatorluk Ögedey’in önderliğindeki Büyük Hanlığa bağlı olmakla birlikte büyük ölçüde bağımsız davranan devletler durumunda idi. Daha sonra, Ögedey’in yerine Büyük Han olarak seçilen Toluy’un oğlu Möngke’nin  İran’ı almakla görevlendirdiği kardeşi Hulagu Han buraları ele geçirerek Büyük Hana’a bağlı İlhanlı Devletini kurdu (bakınız Harita 1).  Ancak bu devletler 13. ve 14. yüzyıllarda giderek zayıfladılar ve dönemlerinin daha güçlü komşu devletlerinin yönetimleri altına girdiler.

  5) Selçuklu-Moğol ilişkileri ve Moğollar’ın Anadolu’yu istilası:

Moğolların sert ve acımasız tutumları karşısında özellikle batı Asyadaki kalabalık Türk boyları, güven içinde yaşayabilmek için Moğol istilası altındaki yurtlarından kaçarak Anadoludaki soydaşlarının yanına göç etti. Anadolu, bu tarihllerde Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçukluları Devletleri yönetiminde esasen büyük ölçüde Türkleşmişti. Yeni gelenlerin de katılması ile Anadoludaki Türk nüfus büsbütün arttı. Moğol istilasının dolaylı etkisi, böylece Anadoluda hissedildi. Bu sırada Anadolu’da II. Gıyaseddin Keyhüsrev yönetimindeki Anadolu Selçuklu devleti hüküm sürmekte idi. Fakat bu dönem Selçukluların zayıf dönemi idi ve çeşitli iç karışıklıklar vardı. Bunu gören İlhanlı Devleti kuvvetleri Kamutanı Baycu 1243 yılında Anadolu üzerine yürüdü. Sivasın yaklaşık 80 km doğusundaki Kösedağda yapılan savaşta Selçuklu ordusu kendisinden sayıca az olan Moğol ordusuna yenildi. Bu yenilği üzerine Anadolu Selçuklu devleti Moğolların istilası altına girdi.

      Moğolların ikinci Anadolu istilası, 1277 yılında Mısır-Suriye’de hüküm süren Türk Memluklu devleti hükümdarı Baybars’ın, Selçuklu Sultanı Pervanenin daveti üzerine Anadoluya yürüyerek Moğolları  Elbistan-Maraş ovasında ağır bir yenilgiye uğratması ile ortaya çıkmıştır. Fakat Moğolların misillemesinden korkan ve kendisini davet eden Pervane ve diğer devlet yöneticileri,  Baybars’ın Kayseri’ye gelmesi üzerine onunla iş birliği yapmayarak Tokat’a kaçmışlardır.  Baybars’ın Suriye’ye dönmesinden sonra, Moğollar güçlü bir ordu ile tekrar Anadolu’ya gelerek Elbistan Savaşı’ında ölen Moğolların öcünü Türk halkından almış,  Kayseri’den Erzuruma’ma kadar olan bölgede katliamlar yapmıştır. Bu katliamlarda 200 bin insanın öldürüldüğü sanılmaktadır. Dönemin tarihçilerine göre “Türkmenler Moğolların kılıçlarına yem olmuşlardır. Tutsak alınarak götürülen 400 bin kadar Türkmen ise daha sonra selbest bırakılmıştır.

 

6) Moğol istilasının Anadolu Selçuklu Devleti üzerindeki siyasi sonuçları:

13. yüzyılın ikinci yarısında, Moğollar Anadolu Selçuklu Devleti yöneticilerini kontrol altında tutmalarına rağmen, Anadolunun çeşitli yörelerindeki Türkmen Beyliklerinin çok çetin dirençleri ile karşılaştılar.  Birçok Türkmen Beylikleri Moğol istilacılar ile sürekli bir çatışma halinde yaşadılar. Bu nedenle ilk İlhanlı hükümdarı Hülagü Han Anadolu’daki  Moğol kumandanlarına Türkmenleri cezalandırma ve ortadan kaldırma buyruğunu vermiştir. Moğollar özellikle Sivas ve Kayseri bölgesindeki Türkmenlere saldırarak birçoklarını öldürmüşler ve ağır darbeler indirmişlerdir. Her ne kadar Moğollar Türkmenleri yenip baskı uygulasalar da sarp yerlerde yerleşen Türkmenlerin direnişlerine bir türlü son verme başarısını gösterememişlerdir.  Ancak, bu dönemde Selçuklu tahtında bulunan hükümdarların vurdum duymazlığı, ihtirasları, ve devlet yönetimi ile hiç bir ilgileri olmamaları yüzünden Moğol baskısı giderek ağırlaşmıştır. Anadolu Selçuklu Hükümdarları Moğollara karşı yöresel direnç gösteren  Türkmen beyliklerini bir güç altında örgütleyememiş ve bu nedenle Anadolu’nun gittikçe artan bir Moğol hakimiyeti altına girmesine ve devletin giderek zayıflamasına neden olmuşlardır.

Moğol Hükümdarı Abaka, Baybars’ın zaferini Anadolu Selçuklu hükümdarı Süleyman Pervanenin ihanetine bağlayarak idamını emretmiştir. Pervane yanındaki devlet adamları ile birlikte ortadan kaldırılmıştır.Bu tarihten sonra  Moğollar Anadolu Selçuklu Devletinin idaresini fiilen ellerine almışlardır. Bu tarihten sonra Selçuklu sultanları gittikçe önemlerini kaybetmişler ve Anadolu Selçuklu Devleti 1308 tarihinde tamamen yıkılmıştır.

 

7) Moğol istilası sonrasında Anadolu’da oluşan siyasi durum:

13. yüzyıl sonlarına doğru, gittikçe zayıflayan Moğol zorbalığı karşısında  Türk beyleri ve halkının yer yer direnmeleri görülmüş ve bundan çökmekte olan Selçuklu devletinin yıkıntıları üzerinde yavaş yavaş Anadolu beylikleri (Pervane oğulları, Sahip-ataoğulları, Karasi oğulları, Germiyan oğulları, Saruhan oğulları, Aydın oğulları , Menteş oğulları, Candar oğulları, Karaman oğulları, Hamid  oğulları, Eşref oğulları, İnanç oğulları) ortaya çıkmıştır. Anadolu Selçuklu devletinin batı uçlarında 1299 dan itibaren gelişen Osmanlı Beyliği de bunlardan biridir. Bu beylik, manevi yapısı ve teşkilatı bakımlarından  Selçuklu Türklüğünden birçok değerleri de devir alarak dünyanın en büyük imparotorluklarından birini kurmayı başarmıştır. İlhanlı Hükümdarı Ebü Said Bahadır Han’ın ölümü üzerine (1335) Moğollar arasında çıkan şiddetli bir iç mücadeleler sonucu Anadolu’daki Moğol etkisi tamamen ortadan kalkmıştır. 

 

8) Moğolların Türk ve İslam kültürü üzerindeki olumsuz sonuçları:

            Moğolların en fazla zararlarının bulunduğu kesim Müslüman devletlerdir. Moğol istilasının İslam dünyasındaki ilmi ve kültürel gelişmeyi sona erdirdiği ve islam dünyasının kendi kabuğu içine çekilmesine neden olduğu yolunda iddialar vardır. Gerçekten de Moğollar, özellikle yerleşik Müslüman devletlere zarar vermişler, Maveraünnehir, Bağdat gibi yörelerde uygarlığın ortadan kaldırılmasına neden olmuşlardır.

            Moğollar işgal ettikleri yerlerdeki insanların çoğunu öldürdükten başka, cami, medrese ve kütüphaneleri tahrip ettiler, kentleri yakıp yıktılar. Bağdatı işgal eden İlhanlı hükümdarı Hülagu, halifeyi bir çuvala koyup, Moğol atlılarının ayakları altında çiğneterek öldürttü. Bağdat’ın işgalinden sonra, ırmaklardan günlerce, kan ve mürekkep akmıştır. İstiladan önce Bağdat, İslam  dünyasında entektüel faaliyetlerin sürdürüldüğü, bilim ve sanatla iç içe bir kentti. İslam medeniyeti Moğol istilasının meydana getirdiği yıkımdan  kendini kurtarıp önceki yıllarda ki dönemlerini bir daha hiç yaşamamış, kendi kabuğu içine çekilmiştir.

            13. yüzyıldaki Moğol İstilasının Asya ve Anadoludaki Türkler üzerindeki etkisi

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukların yapısını değiştirmiş olmasıdır. Moğol hakimiyetinin nedeni ile Türk toplulukları Moğollarla birleşerek ve kaynaşarak yeni topluluklar oluşturdular. Bugün orta Asyadaki Özbek, Kazak, Doğu Türkistan Türkleri bu karışım ve kaynaşmadan oluşmuşlardır. Moğolların Türk tarihine en büyük tesiri ise Türk boylarının gördükleri baskı sonucu, Anayurtları Orhun bölgesinden ayrılıp önce Maveraünnehir, sonra da Kaskasya, İran ve Anadolu’ya gelmeleridir.

            Moğol istilasının en önemli olumsuz etkisilerinden biri Moğollar tarafından Türklerin yaşadığı kentlerin tahrip edilmesi, milyonlarca Türkün öldürülmesi, milyonlarcasının canını kurtarmak için batıya göç etme zorunda kalması ve bu nedenle, günümüzdeki Balkanlarda yaşanan trajik olayların benzerlerinin yaşanmasıdır.

 

9) Moğol istilasının Türkler üzerindeki olumlu etkileri:

Bütün olumsuzluklarına karşın, Moğolların Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar uzanan Türk bölgelerindeki yayılımcılığının Türkler üzerinde bazı olumlu etkilerinin de olduğu söylenebilir. Moğol saldırılarından kaçan Türklerin Anadoluya gelmesi ile, Anadolu bir Türk yurdu haline gelmiş ve Anadoluda bir Türk birliği sağlanmıştır.  Göçler sunucu Anadoluda göçebe hayatını terkederek yerleşik düzene geçen Türkmen kavimleri Anadoluda Türk kültürünün yaygınlaşmasını ve kökleşmesine yol açmıştır. 

Copyright © 2001 ODTÜ COLLEGE
Last modified: Pazar Nisan 08, 2001